TR - EN - BG
  • İĞNEADA
    İĞNEADA

    İğneada, Kırklareli ili Demirköy İlçesine bağlı bir sahil beldesidir. İstanbul'a 250 km, Kırklareli'ne 97 km ve Edirne'ye 165 km uzaklıkta olan İğneada'nın nüfusu 2000 yılı verilerine göre 2215' dir.

  • LONGOZ
    LONGOZ

    Longoz

  • BİYOSFER PROJESİ
    BİYOSFER PROJESİ

    Yıldız Dağları’nda doğal kaynakların sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi hedeflenmektedir.

  • TERMİK SANTRAL
    TERMİK SANTRAL

    Termik Santral

  • MEDYA ODASI
    MEDYA ODASI

    Longozu Koru hakkında medyada, basında çıkan tüm materyalleri bulabilirsiniz

  • DESTEKLERİNİZ
    DESTEKLERİNİZ

    Longozu Koru projesi için desteklerinizi bekliyoruz...

-
-
-
Tarihçe

Trakya'ya yaklaşık bir milyon yıl önce geldiği tahmin edilen ilk insanlar bu bölgedeki mağaralarda yaşamaya başlamış, Tunç Çağı ve Demir Çağı olarak bilinen dönemlerde de kalıcı konutlar inşa edilememiş ve yerleşik düzene geçilememiştir. Traklar M.Ö. 2000 yılında Orta Asyadan başlayan büyük kavimler göçü ile kuzeyden gelen çok büyük bir kavimdir. İsimlerini vermiş oldukları Trakya'ya geldiklerinde göçebe hayatın bırakmış, toprağa çaktıkları kazıkların aralarını çitlerle örerek ve üzerini çamurla sıvayarak inşa ettikleri evlerle yerleşik düzene geçmişlerdir. Trakların bir boyu olan Thyn'ler , Thynias'ı yani İğneada'yı kurmuşlardır. M.Ö 6. ve 7.yüzyılda ise İğneada'da, ticarette ve sanatta etkin bir konuma sahip olan İyonya'lular yaşamışlardır. Bu dönemde İyonya'lılar Karadeniz'de 90 tane koloni kurmuşlardır. Tarihsel kaynaklar, daha sonraki çağlarda yerleşimlerin Kırklareli,Vize,Pınarhisar,Lüleburgaz,Babaeski ve Pehlivanköy gibi doğal yollar üzerinde ve Midye (Kıyıköy) ile İğneada gibi deniz kıyılarında görüldüğünü belirtmektedir.

Coğrafyacı Strabon, "Geographica" adlı eserinde, Apollonia (Sozopol) ile Salmydessos (Midye) arasında kalan bir bölgede Thynoi, Thynos veya Thynlarin yaşadığını ve bölgeye "Thyna" denildiğini belirtmektedir. Eski Yunanlılar bu bölgede yaşayan bütün kavimlere "Thrac" (Trak) ve bu yerlere de "Thrace" demişlerdir.  Romalılar ise bu bölge için "Thracia" (Trakya) ismini kullanmışlardır. İğneada Körfezinde tarih öncesi ve yakın çağlara ait birçok batık geminin olduğu bilinmektedir ve bu batıklarda yapılan araştırmalarda çok sayıda amfora, pipo ve seramik eşyaya rastlanmaktadır. Ayrıca I. Dünya Savaşı döneminden kalma batıklarda vardır. M.Ö. 476'da Attik-Delos (Atina Konfederasyonu) deniz birliği, Trakya kıyılarındaki kentleri alınca bu kıyılar da bir dönem Atina yönetimi altına girmiştir. Bu topraklar daha sonra Roma İmparatorluğu'na katılmıştır ( M.Ö. 74). İğneada, 1362 ile 1363 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu tarafından alınmış fakat 1440'lı yıllarda Yıldırım Beyazıt'ın oğulları arasındaki taht kavgalarında Sırp, Bulgar ve Bizanslılarca geri alınmıştır. İğneada'nın Osmanlı topraklarına kesin olarak katılması ise İstanbul'un fethinden bir yıl önce yani 1452 yılının Şubat ayında gerçekleşmiştir. Osmanlı padişahlarının, vezirlerinin ve paşalarının sık sık yaban hayvanlarının bolluğu ile ünlü İğneada'ya gelerek avlandıkları bilinmektedir. Evliya Çelebi, 1662 senesinde Alaman Diyar-ı Gazasına ve Macar Kızıl Elmasına giderken bu kıyılardan geçtiğini yazmıştır. Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde bu bölgeden; "1452 tarihinde Fatihinde Gazilerinden İne adlı gazi fethetmiştir. Karadeniz'de bundan başka ada yoktur, her tarafı bine ve limandır. Harap bir küçük kalesi vardır. İçinde oduncu Rumlar oturur."diye bahsetmektedir. İğneada'nın nüfusunu oluşturan toplulukların, ormanların içindeki çiftliklerde yaşadıkları bilinmektedir. Bölgede 1700 ve 1800'lü yıllarda ormanların içinde kurulmuş ve çoğunlukla hayvancılık ve ziraat yapılan, Bulgarların ve Rumların yaşadığı çiftliklerin izlerine rastlanmaktadır. Longoz, Kara Hasan, Aptos, Dimitri, Sarraf, ve Pedina Çiftlikleri bu çiftliklerden bazılarıdır. İğneada ilk olarak, 1990'lü yılların başında, bugün çarşı olarak bilinen İskele Mevkii'nde kurulmuştur. Günümüzde bölgedeki ilk mimariden örnekler görebilmek mümkündür. Bölgenin ilk sakinleri, at arabası tamirciliği, nalbantlık, kalaycılık, kara tuğla (Çingene tuğlası) imalatçılığı, kerpiççilik, sepetçilik ve torlukçuluk (odun kömürü üretimi) gibi mesleklerle uğraşmışlardır. İğneadalılar, Sevr Anlaşmasıyla İğneada ve çevresinin Yunanistan'a bırakılmak istenmesi üzerine zor günler geçirmişler, fakat Lozan Barış Anlaşmasıyla bu topraklar milli sınırlarımız içinde kalmaya devam etmiştir. Cumhuriyet döneminde nüfusu artan İğneada 1972 yılında belde ilan edilmiştir. 2000 yılında yapılan ulusal nüfus sayımına göre 2215 olan Belde nüfusu yaz aylarında turizmin etkisiyle 10.000 kişiye ulaşmaktadır. Günümüzde yöre insanının geçim kaynağını, orman işçiliği, balıkçılık, turizm, hayvancılık ve tarım oluşturmaktadır. 

 

Paylaş
SESSİZ KALMA!
DESTEK VER!
veya
 
 
   
 
DESTEKLEYENLER
3496
 
  • JimmiNi JimmiNi
    Yaklaşık 6 Saat
  • betül fındık
    8 gün
  • şükran fenli
    31 gün
  • alev yıldırım
    41 gün
  • JimmiNu JimmiNu
    41 gün
@LongozuKoru